"bazen bir yerde durmalı bazen,hayat bu kadar da akıcı olmamalı bence.."
Tam da hayatin durdugu gecelerden birinde – arkadaslar abiler anneler uyumus, msn ve facebooktaki kisi sayisi tekli hanelere dusmusken (3lu hane de olsa kac kisiyle konusuyorum ki sanki?) – kafama bir suru sey takiliyor. Birilerine bir seyler anlatmak istiyorum (bir seyler’i ilk defa word duzeltmeden dogru yazdigimi fark edip seviniyorum bu asamada) ama herkes uyumus. Guzel ruyalar gorsunler.
O cok sevdigim sarkiyi aciyorum. * Kotu seyler geliyor aklima. (burada da klavyeyi turkceye cevirmeyi dusunuyorum ama vazgeciyorum, zor oluyor virgule basip ‘ö’ cikarmak, vazgeciyorum. Aliskanliklarimi seviyorum.) Kotu seyler geldikce aklima daha da desiyorum. Hayatimdan silmek istedigim tek gunu dusunuyorum mesela, pismanlik canimi acitiyor. 13 ugursuz rakam diyorlardi, artik ben de inaniyorum. Once neden yanlis yaptim diye kendime, sonra da neden yanlis yaptigimi soylemediler diye etrafimdakilere kiziyorum. Mutlu olacagimi dusundum, onlar da oyle diye cabucak bir cevap beliriyor kafamda. Sonra bir anda abimin askere gittigi geceyi hatirliyorum. Uzuluyorum, annem cok agladi. Uzuluyorum, ben onu bilerek yalniz biraktim. Sonra yurda geldim, beyaz pantolonum vardi, cime dustum –aslinda dusmedim- beyaz pantolonum kirlendi. Camasir yikamayi bilmiyormusum, o leke cikmadi ordan. Ona da uzuluyorum. Annemi ozluyorum. Camasir yikamayi da bilir o.
Abimi dusunuyorum. Ordaki yemekleri sevmedigi geliyor aklima. Uzuluyorum. Gelince ona sufle yapayim diyorum, ne zamandir istiyordu.
Eski mesajlari okuyorum sonra. ‘acaba buraya gelmemesinin benle bir ilgisi var mi? – sacmalama canim’
ilgisi varmis. O zaman anlayamadigim icin kiziyorum kendime. Kendimle birlikte digerlerini de nasil fedakarlik yapmaya, sinirlari asmaya zorlamisim, kiziyorum. Uzuluyorum da. Ama sonra seviniyorum yoluna girdigi icin. Belki de daha cok kuvvetlenmistir bagimiz diyorum. Mutlu oluyorum.
Dunku mesaj geliyor aklima, bugun onume bakarak kacisimi dusunuyorum. Dusuncelerimin sinsiligine kendim de gulup geciyorum. Sonra yine eskiye donuyorum.
Cok geregi varmis gibi, unuttugum detaylari bir bir aklima getiriyorum. Ama artik uzulmedigimi fark edip mutlu oluyorum. Sonra da inancimi yitiriyorum, o zaman o kadar icten hissettigim seyler icin simdi nasil boyle hissedebiliyorum – ya da hissedemiyorum bu kadar kisa zamanda diyorum. Sonra ‘ama kolay seyler degildi yasadiklarim’ diyerek vicdan rahatlatiyorum. Hem beni buraya getiren bir suru insan var…
Diger abim geliyor aklima sonra. 5 ay ondan da ayri kalacigimi dusunuyorum. Onun icin guzel olacak diyip kendimi de inandirmaya calisiyorum. Hafta sonu eve gittigimde ‘koalaaam kahvalti ediceez’ diyip yanagindan optugumde uyku sersemi cikardigi miriltilar aklima geliyor. Tebessum ediyorum. Aksam babamin telefonda konusurken ‘ucunuz de terk ettiniz bizi’ diyisini dusunuyorum, gozlerim dolmustu, ama ‘baba yaptigim afisler vardi ya onlari asmislar’ diyip konuyu degistirdim. Babami da cok ozluyorum. Yorgunlugu icin hesap sormak istiyorum, kimden soracagimi dusunuyorum. Disci, patron, ust komsu, ben, berber.. o kadar cok isim geliyor ki aklima, toparlayamiyorum.
O anda telefonum caliyor, uyumuyorum da uyuyormusum gibi yapiyorum telefona ve telefonun diger ucundakine. Sonra mesaj geliyor, okuyup cevap vermeden siliyorum, sorarsa ‘bana mesaj gelmedi ki’ diyebilmek icin,ne cevap verecegimi bilmiyorum cunku. kime neyi kanitlamaya calisacaksam?
Sonra tekrar basliyor. Bir diger “O”. Ne olacak simdi diyorum. Kendime bile itiraf edememisken isin icine baskalarini sokarak isimlendirdigim duygulari dusunuyorum. Gercek olup olmadiklarini anlayamiyorum, gercek olmalarini cok istiyorum, zamana ihtiyacim var diyorum. Birisini uzmekten, isin daha dogrusu – ve bencilcesi – uzulmekten korkuyorum. Ama’lara sigdirdigim bir suru bahane buluyorum sonra. Dusunmeyeyim diyorum, mutlu hissediyorum, birakayim oyle kalsin diyorum. Cunku ne kadar kurcalarsam toparlamasi o kadar zor olacak – bozuk saati yapmak icin actiginda hic bir zaman calistirmayi basaramayan babalar gibi – topladiktan sonra – bu parca fazlaymis zaten diyip bir koseye atacagim seyler olsun istemiyorum.
Birilerine bir seyler soylemek istiyorum. Ama herkes uyuyor. Kendimi affedemiyorum. Atlattigimi sananlara o yuzden yaniliyorsunuz diyorum, yeri geliyor ikinci ucuncu tekil sahislari affediyorum da, kendimi affedemiyorum. O yuzden bir tarafim hep orada kaliyor. Kendime tekrar guvendigim zaman her sey daha guzel olacak diyorum.
Cok hizli dusunuyorum. Saniyeler icinde aylar, seneler gelip geciyor. Yuzumde memnuniyetsiz bir ifadeyle bugune geliyorum zihnimde. Banyonun maketi cok guzel oldu diyip seviniyorum sonra. Persembe gunu juri var, calismak gerek. Calismak iyi hissettiriyor. ‘Bu son!’ diyip cope atiyorum elimdekini, kararliyim, bu sondu. Oylece oturup ayni sarkiyi dinleyerek ne kadar zaman gecti bilmiyorum, uyumaya karar veriyorum. Ama birilerine bir seyler anlatmak istiyorum. Dislerimi fircalamak icin kalkiyorum –dis doktoruna gitmem gerektigini fark ediyorum, son kalan 20ligim sinsice cektirdigim diger 3unun intikamini aliyor bu ara- yeni discime ilk gittigim gun aklima geliyor, bir baska O’yu hatirliyorum, yine kendime kiziyorum, ama sonra kizginligim geciyor. sasiriyorum, O’na bile daha cok deger verdigimi anliyorum, bu duruma dustugum icin uzuluyorum. Aklima bir sey takiliyor, iki yan odamda uyuyan arkadasimi uyandirip sormak istiyorum ama uyuyor. Hem bu ara cok gergin, kafama terlik firlatmasin diye vazgeciyorum, guzel ruyalar gorsun.
Birilerine aklimdakileri anlatmak istiyorum. Ama herkes uyuyor. Dalip gitmisken dislerimi fircaliyorum, dis macununun artik dilimi yakmasiyla aklima geliyor, eskiden yazardim, iyi gelirdi, yine yazayim diye dusunuyorum. Sabun, dis fircasi, dis macunu, plax, ve yuz temizleme jelini toplayip odama donuyorum – keske yurt banyosunda herkesin dolabi olsa, her seferinde bunlari tasimaya cok useniyorum, bir de islaniyorlar filan, az once laptopuma su damladi mesela – yazmaya basliyorum. Her seyi hatirliyorum. Her seyi dusunuyorum. Her seyi tek tek yaziyorum.
Birilerine bir seyler anlatma hevesim geciyor sonra.
Hala ayni sarkiyi dinliyorum. Ama daha iyi hissediyorum.
Uyuyayim diyorum. Guzel ruyalar olsun.
bu yazinin konusunu sorarlarsa da kafa karisikligi, celiski, ikna, detaylar filan diyin o zaman.