Pages

28 Mart 2011 Pazartesi

monochrome

buraya kadar zorla geldin di mi? ite kaka.. bugun de gecsin, yarin iyi olur, yurda gidip uyusam, bi ara versek, 5 dk daha uzanayim sonra kalkarim...
ama iste gitmiyor. tikaniyorsun mesela. kalkasin gelmiyor o yataktan. ne bileyim yarin olsun istemiyorsun, o metrobus yolu hic bitmesin istiyorsun, cam kenarinda otur, kulaginda kulaklik, yagmur yagsin bi de hafiften, oyle git dur iste. gelmesin sukrubey duragi. geliyor ama, hem yagmur da duruyor bi yerden sonra, mp3un sarji da bitiyor, sabah da oluyor. 5 dakikalar zaten ne cabuk geciyor oyle!
mutlu hissedecek sebepler buluyorsun, ama yapay olduklarinin farkindasin. kendin kapi olmayan duvara kapi resmi ciziyorsun mesela, var gibi gozuksun iste. goz yanilir ne de olsa.
takintili bi insan olup cikiyorsun sonra. en olmayacaklara bile neden olduramiyorum diyorsun. bi sarkidaki tek bir cumle icine dokundugu icin gunlerce kesintisiz dinleyebiliyorsun. gozun her sabah-aksam o vitrindeki kazaga takiliyor, ama girip soramiyorsun, zor cunku iletisim kurmak, ne geregi var simdi? yarin sorarim diyorsun, yarin da oluyor, ama iste o yarin senin yarinin degil. cunku bugunle yarini ayiran cizgi yok. aslinda var da, sen hissedemiyorsun.
uyku... tek ozen gosterdigin ve istedigin o olmaya basliyor. dinlenmek, sifirlanmak istiyorsun ama olmuyor. zihnini bosaltamiyorsun. dogru yerde mi duruyorsun bilmem ama en azindan yanlis yerde olmadigina eminsin, o iyi.
alismak, alistirmak, sabretmek, dayanmak... hep zamana dayanmis fiillerle gecistiriyorsun kendini. aslinda cok zaman var, ama diyorsun ki yok; gecistirmek de zamana dayali hani, gececek gidecek, simdi boyle olunca, yarin nerede olacagini bile bilmediginden, niye erteliyoruz ki? hep yarina umit bagliyoruz. iste boyle dusununce de olmuyor, mutsuz oluyorsun. hep ayni dongude gibi hissediyorsun. aysegul kitaplarinin arkasindaki resim gibi yani.
halbuki olmaz miydi o 5 dakikada alissaydik, ne bileyim gecseydi hemen. gecmistir belki de ama fark edemiyorsun. dedim ya ayiran cizgi yok cunku, hep ayni gunun kesitleri gibi, kiyafetler degisiyor yalnizca.
bi de insanlara guveniyorsun, onlar da degisiyor. sen de degisiyorsun ama, simdi iki taraf da degisince ayni kalmali gibi durum, tabi olmuyor. mesela eskiden sabaha kadar bir cumle hakkinda konustugun insanlarla dakikalar icinde paragraflari bitiriyorsun simdi. yasananlarin coklugu yuzunden mi bu zipleme, yoksa paylasacak noktalarin gitgide yok olmasi mi bilmiyorsun.
yarin diyorsun hep. daha iyi olacak. birileri soz de veriyor, ama olmuyor. bi yerden baslamali diyorsun, neresi o bi yer bilmiyorsun. nerden tutsan orasi elinde kaliyor. eskisi gibi olsa diyorsun, iste cevap anahtarindan bakip testin tepesine 3y1b yazmak gibi, her sey acik olsun, boslari yanlislari gor istiyorsun ama cok flu. anlayamiyorsun.
ayni sarkiyi dinlemeye devam ediyorsun. sayfayi ceviriyorsun. arada gozlerin daliyor. sayfada yazanlar da hep ayni gibi.
silgi kullanmak yasakti! demek ki artik bitmeli.
bitsin...
bitiriyorsun..
bitti.

22 Mart 2011 Salı

cup!

      Dogru zamanlama diye bi sey hakkaten varmis. Bi kac gun daha bu sehirde kalsaydim dilimi bile deldirebilirdim, oyle bi sikinti, bunalma yani.
      Ayni rutinden, her gun ayni seyleri yapmaktan, mecburen ayni seyleri konusmaktan, oyleymis gibi davranmaktan uzaklasmak, ne var ne yok burda birakip bambaska alisilmadik bi sehre gitmek, calismak –baska bir sey dusunmeye firsat vermeyecek kadar cok calismak –, yarim yamalak anlasabildigin insanlarla her seyden bahsetmek, 4 gun de olsa bi baskasinin hayatini odunc almis gibi yasamak hakkaten iyi geliyormus.
  


" - olta bulamadik, sopayla gidiyorduk biz."



8 Mart 2011 Salı

meetcute

"I understand feeling as small and as insignificant as humanly possible. And how it can actually ache in places you didn't know you had inside you. And it doesn't matter how many new haircuts you get, or gyms you join, or how many glasses of chardonnay you drink with your girlfriends... you still go to bed every night going over every detail and wonder what you did wrong or how you could have misunderstood. And how in the hell for that brief moment you could think that you were that happy. And sometimes you can even convince yourself that he'll see the light and show up at your door. 

And after all that, however long all that may be, you'll go somewhere new. And you'll meet people who make you feel worthwhile again. And little pieces of your soul will finally come back. And all that fuzzy stuff, those years of your life that you wasted, that will eventually begin to fade."

07.07

Aslinda unutmuyorsun. Gormezden gelmiyorsun da o yaralar hep oradaymis gibi davranmaya alisiyorsun.

Sonra klasik bir hollywood filminin sonunda, ekranda gordugun klasik bir yazi fontu oyle isliyor ki icine, sanki oldum olasi unuttuklarini hatirlatmak icin orada senle karsilasmayi bekliyormus gibi.