zaten gidishat belliydi, gune basladigin sarkilara dikkat etmek gerek. beynin/vucudun dengesini bozmak da bi halti unutmaya yaramiyor, hic bi seye de iyi gelmiyor yani, kacinci keredir tecrube ediyorum da yine de akillanmiyorum.
hos iyi oldu, eglendim filan. bir de rezil olma kismi var ya iste, en kotusu o. tamam da ben nerden bileyim gecenin korunde anormal calisan beynin ve oraya buraya atip kapattigim duygu patlamasinin oyle bi tesadufle karsilasacagini? bunca zamandir gorup gormezden gelmeler, umrumda degilsin havalari filan hepsi gitti iyi mi? -tek kasini kaldirip bakiyordun ya hani, senle ilgili bi durum yok, senden sonra o benim her zamanki halim.- mumkunse sonraki 15 yil karsilasmayalim.
bi de gece su icmeye kalktigimda oyle sebilin basinda bardagin dolmasini beklerken -ki baya uzun suruyor kocaman bardak sonucta- aklima bi sey geldi. kim bilir nerden okumustum da 'aha hakkaten dogru lan' dedim. "yillar once sonuna nokta koydugun cumleleri uzatmak istersen, ancak parantez aciyorsun; o parantez de sen yazacaklarini bitirmeden kendi kendine kapaniyor zaten." tam olarak boyle olmasa da anafikir bu iste. cok dogru. yine bi seyler farkli olur diye heveslenen kafama vurayim. bi de uyaninca safagi degistireyim dedim, 43 oldu.
arama gunluklerinden de nefret ediyorum yani, simdi her baktigimda beynime beynime isliyo pismanlik. keske artik teknoloji 'ne bicim' gelisse de, hatirlamak istemedigimiz anlardaki mesajlari, arama kayitlarini filan anlayip kendi kendine silse. canimi acitiyorsun samsung!
her neyse iste, 'ozledim seni, bu kadar..' asla iyi bir bahane degil.