Pages

26 Nisan 2011 Salı

- o filmlerde izlediklerimiz de aslinda gerceklerin sembolize edilmis hali zaten. (bilir kisi)

- ama ben silah tasiyan adam cok gordum, sembolize edeceklerse, ne bileyim, cubuk filan tasisinlar. (minimalist masumiyetci)
'neden guveniyorsun ki?' dedi, 'cunku guvenmek istiyorum' dedim, gulumsedi. 
ama o an neleri yiktiginin farkinda degildi.

sonra radyoyu actigim anda muzik tarihin tekerrurune kanit olurmuscasina yukseldi;

"ô fleur-de-lys, je ne suis pas homme de foi..."

ben mesajlara inanirim.

23 Nisan 2011 Cumartesi

i want you

haftalardir zihnimde donup duruyor.
bu sarkidaki/klipteki mutsuzlugu, umutsuzlugu, ihaneti, sadakatsizligi, caresizligi her defasinda ben de yasiyorum.
nasil bir kabullenis, her seye ragmen her seyi goz ardi edis, israrla vazgecmeyis, koru korune baglanis, duymayacagini bile bile haykiris... ask'a sahip cikmak boyle oluyor herhalde.

belki de bunu bekliyor(d)um. ya da istiyor(d)um. ondandir boyle ic cekisim.







19 Nisan 2011 Salı

sahiden

boyle de bir sey varmis :

"ne kadar söz varsa düne ait
dünle beraber gitti cancağızım
şimdi yeni şeyler söylemek lazım"

hakikaten oyle yani.

15 Nisan 2011 Cuma

'alinti'

cevabini duymaktan korktugum sorular var. 
bu sefer cevaplarini duymak istemedigim sorular var. 
bu sefer, 'bu sefer'lere sigdirdigim cok sey var.




o.O

sabri bey n'apiyosunuz?
- bunu bunu alin burdan.
gel tarikcim.

9 Nisan 2011 Cumartesi

time-traveller

ben bu sahneyi bi' yerlerden hatirliyorum.

cok uzuldum. cok mutlu oldum. cok agladim. cok guldum. iste tum o klise 'baba yorgun' mesajli hayata dair cumleleri dusunun, hepsinde arka fonumda bi sarki var.

o yuzden cok korkarim eski melodilerin bi' yerlerden cikip yukselmesini.


yasiyorum - bu bitince
dinliyorum ->dinliyorum bu da bitiyor.

sonra ne zaman o sarkiyi dinlesem o anilar canlaniyor gozumde.
hele ki cok dinlersem, hala yasiyormusum gibi hissediyorum.

-detaylar cok yorucu, ne kadar cok hatirlarsan o kadar cok uzuluyorsun-


neyse, sozum o ki, ilerde bir film cekecek olursam, en azindan muziklerim guzel olacak.

5 Nisan 2011 Salı

little miss sunshine*

"You know what? Fuck beauty contests! Life is one fucking beauty contest after another. School, then college, then work... Fuck that. And fuck the Air Force Academy. If I want to fly, I'll find a way to fly. You do what you love, and fuck the rest."


f*ckedup

zaten gidishat belliydi, gune basladigin sarkilara dikkat etmek gerek. beynin/vucudun dengesini bozmak da bi halti unutmaya yaramiyor, hic bi seye de iyi gelmiyor yani, kacinci keredir tecrube ediyorum da yine de akillanmiyorum.

hos iyi oldu, eglendim filan. bir de rezil olma kismi var ya iste, en kotusu o. tamam da ben nerden bileyim gecenin korunde anormal calisan beynin ve oraya buraya atip kapattigim duygu patlamasinin oyle bi tesadufle karsilasacagini? bunca zamandir gorup gormezden gelmeler, umrumda degilsin havalari filan hepsi gitti iyi mi?  -tek kasini kaldirip bakiyordun ya hani, senle ilgili bi durum yok, senden sonra o benim her zamanki halim.- mumkunse sonraki 15 yil karsilasmayalim.

bi de gece su icmeye kalktigimda oyle sebilin basinda bardagin dolmasini beklerken -ki baya uzun suruyor kocaman bardak sonucta- aklima bi sey geldi. kim bilir nerden okumustum da 'aha hakkaten dogru lan' dedim. "yillar once sonuna nokta koydugun cumleleri uzatmak istersen, ancak parantez aciyorsun; o parantez de sen yazacaklarini bitirmeden kendi kendine kapaniyor zaten." tam olarak boyle olmasa da anafikir bu iste. cok dogru. yine bi seyler farkli olur diye heveslenen kafama vurayim. bi de uyaninca safagi degistireyim dedim, 43 oldu.

arama gunluklerinden de nefret ediyorum yani, simdi her baktigimda beynime beynime isliyo pismanlik. keske artik teknoloji 'ne bicim' gelisse de, hatirlamak istemedigimiz anlardaki mesajlari, arama kayitlarini filan anlayip kendi kendine silse. canimi acitiyorsun samsung!

her neyse iste, 'ozledim seni, bu kadar..' asla iyi bir bahane degil.